(Fantasia)

Carisma70
Kullanıcı
Kullanıcı
Mesajlar: 4435
Kayıt: 12 Şub 2016 11:34

Re: (Fantasia)

Mesaj gönderen Carisma70 » 09 May 2018 01:50

Carisma70 yazdı: Başka bir Forumdaki olay vesilesiyle yazayım dedim:
Dünyada kişi sayısı kadar fikir vardır. En azından öyle olmalıdır. 10 kişi var ve 9 farklı fikir varsa orada bir kişi "yok"  demektir. bu nedenle kimse kendisinden farklı düşündüğü için her hangi bir sıfatla (aptal, hain, vs.)  değerlendirilmemelidir. Zaman en iyi müfessirdir. Nice kişiler tek başına çıktığı yolda zamanla haklı olduğu anlaşılmıştır. hepimiz az çok duymuşuzdur Bilgisayarı İcat eden adama zamanında "kim böyle birşey ister ki" denilerek kapı dışarı edilmiştir.
"Ümmetimin ihtilafı (fikir ayrılığı) rahmettir" diyen bir Peygamberin Ümmeti olarak ne kadar da çok İhtilafları fitneye dönüştürüyoruz :(
Basit bir konuda bile "Benden değilsen düşmanımsın" mantığını devreye sokuyoruz. tabii bazıları güç elinde ise bu mantığa çabuk sahip çıkıyor. mesela ABD, 11 eylül saldırılarından sonra dünyaya bunu demişti!
Güç aklın önüne geçmeye meyillidir. Meseleleri akıllıca çözmek varken kaba kuvvetle, elindeki yetki ve güçle  çözme kolaycılığı maalesef buradan kaynaklanır. "Kontrolsüz güç güç değildir" basit bir reklam repliğinden çok öte bir gerçeği dile getirir. Tarihte bunun en büyük ve en yakın örneği sanırım Hitler olmuştur.
Neyse....asıl maksadım -fikri-  tartışma uslübüydü;
1- Haklı insaflı olur; tartışmada insaflı yani edepli olmak lazım. Gerekirse iyi dileklerde bulunup hatta haklısın deyip konuyu kapatmak lazım. bazan hasen (güzel) ahsenden (en güzelden) evladır.
2- İlla haklı çıkmaya çalışmamak lazım: tartışmayı kazanınca birşey kazanamazsınız ancak tartışmayı kaybettiyseniz, sevinin çünkü yeni birşey öğrendiniz !
3- taraflar iyiniyetli bile olsa fazla uzatmamak lazım: Gazali der ki; 5 dakikadan fazla süren tartışmada egolar devreye girer. Forum ortamında böyle bir süre tespit edilemeyeceğinden iç dünyanızda meselenin egolaştığını görmeniz ipucu olacaktır.
4- İyiniyet: genelde karşı taraf iyiniyetli ise makul bir tartışmaya girilir. zaten karşı tarafın söylediği kelimelere yüklenen anlam karşı tarafa olan bakış açısı ve önyargınız belirleyecektir. aynı şeyleri söyleyen ama tartışıp duran koca koca insanlar görüyorum TV tartışmalarında. Unutmayın bazıları Günaydın derken bazıları Morning der bu farklı şey söyledikleri anlamına gelmez. aynen bunun gibi taraflar Türkçe konuşur ama farklı kelime kullanır siz kelimenin anlamına bakın. Elinizden geldikçe karşı tarafın Terminolojisini kullanın Allah insanın kalbine bakar dediğinizde anlamayan kişi pekala Allah kaportaya değil motora bakar deyince anlayabilir :)

5- hakikat payı: her fikrin bir hakikat payı vardır ki bu nedenle insanlar benimser. gördüğüm tartışmaların hemen hepsinde tarafların haklı ve haksız olduğu taraflara şahit olmuşumdur.
6- Dürüstlük: gerçekten doğruyu bulmak mı istiyorsunuz karşı tarafı kendinize çekmek mi İstiyorsunuz. karşı tarafın haklı olabileceğini gösteren bilgileri de cesurca kullanabiliyormusunuz. Yani buradaki dürüstlük karşı tarafa olandan ziyade kendinize olan dürüstlüktür. Dürüstlük bu dünyada gerçeği arayan insanın belki en önemli cihazıdır. bu cihazı ancak Vicdan sahibi olanlar kullanabilir. bu nedenle denmiştir belki de;
-Bu Fantasia da- "Vicdanın izin verdikten(utanmadıktan) sonra dilediğini yap!"
Resim
Resim
Zıt fikirli partilerin aslında zıt değil de "Farklı" olduklarını yani aslında düşman olmadıklarını "farketmeleri" üzerine (umarım bu farkındalık tüm parti ve insanlara ulaşır); yukarıdaki  daha eevel yazdığım mesajı hatırlatayım dedim.
“Dostunu severken ölçülü sev, günün birinde düşmanın olabilir. Düşmanına da buğzunu ölçülü yap, günün birinde dostun olabilir.” (Hadis)
 aslan, ceylan, sırtlan, zebra birlikte koşuyorlarsa orman yanıyor demektir!” 
her fikrin doğru ve hakikat payı vardır:Kim seçer ki bozuk yolu:
https://www.youtube.com/watch?v=JztjcoP6bUY
özellikle: 2:40 sonrası:
https://www.youtube.com/watch?v=vi-EA4XENxQ
İnsan (5 parmaklı ve gönlü) olduktan sonra gerisinin ne önemi var: gel sen de katıl bizlere....
https://www.youtube.com/watch?v=9p4IzOnj3gw

Carisma70
Kullanıcı
Kullanıcı
Mesajlar: 4435
Kayıt: 12 Şub 2016 11:34

Re: (Fantasia)

Mesaj gönderen Carisma70 » 28 May 2018 16:00

(Fantasiada)  ne kadar bilirseniz bilin önemli olan karşınızdakinin anladığıdır der Hz. Mevlana bu nedenle özellikle seçim arafesinde karşılıklı söylenenlere bakınca  Mevlanaya hak vermemek elde değil. İnsanları kategorize etmek,tarafgirlik ve önyargılar bize doğruyu anlamaktan alıkoymasın .
izahı olmayanın mizahı olur derler :)

Carisma70
Kullanıcı
Kullanıcı
Mesajlar: 4435
Kayıt: 12 Şub 2016 11:34

Re: (Fantasia)

Mesaj gönderen Carisma70 » 18 Haz 2018 10:55

Bugün Türk milletinin "think thank head quarter" makamındayken aklıma nedense paşa kavramı geldi. paşa kavramı  ve ünlü paşalar  aklıma geldi. bir şeyler yazayım diye düşündüm ama lakin "Ünlü Paşalar" diye bir yazı görünce açıkcası şevkim kaçtı. Çünkü fantasia da  orjinal ve farklı olmak esastır. Yani kimsenin ardından ezbere gitmemek, kendi akıl ve vicdanınla meşru dairede içinden geldiği gibi yaşamak. Fantasia da bu açıdan belki de en önemli kelime "Fark-lı " kelimesidir.
Paşa kavramının aklıma gelmesinin bir sebebi de belki eşimin sülalesinin lakabı olabilir; "Paşalar" (merak edenler için bizim lakabımız da "Kadılar" )
Neyse ... dedim ya bu mevzu da zaten daha evvel yazılar yazılımış uzatmaya gerek yok. Benim acizane eklemek istediğim şey;
İsteyen istediği paşa olabilir, istediği paşayı sevebilir istediği paşaya gülebilir. 
Siz siz olun Paşa olun ama Maşa olmayın !!! ("Netekim"  BOP maşası hiç olmayın!)

Carisma70
Kullanıcı
Kullanıcı
Mesajlar: 4435
Kayıt: 12 Şub 2016 11:34

Re: (Fantasia)

Mesaj gönderen Carisma70 » 23 Haz 2018 01:55

Fantastik ve ibretlik bir hikaye, (aynen alıntıdır, ekleme vs. yoktur)
Talih  Kuşu
Padişah ölmüş yerine yenisi seçilecekti, adet üzeri o ülkenin ileri gelenleri çağrılır ve bir meydanda toplanırlardı, sonra talih kuşu bırakılır kimin başına konarsa o padişah olur, her kes ona biat ederdi. 
Ülkemin en büyük hocası da çağrılmıştı, hoca da en güvendiği öğrencisi ile yola koyulmuş ve;
-Evladım talih kuşu başına konarsa ve de padişah olursan nasıl davranırsın? Diye sorduğunda öğrenci;
-Hocam önce siz fikrinizi söyleyin. Deyince hoca:
-Eğer talih kuşu başıma konsa hak ve hukuka çok dikkat edecek ve adaletle hüküm ve insanların mutluluğu için elimden geleni yapacağım. Ya siz. Öğrenci:
-Hocam ben de onlara adaletin zerresini gostermeyecek ve öyle bir zulüm edeceğim ki analarında emdikleri sütü burunlarından getireceğim. Der. Hoca çok şaşar ve 
-Evladım sen ne kötü düşünceli birisin.
Talebe;
-Hocam sen fikrimi sordun bende doğru olanı söyledim. Allah her şeyi bilen ve takdir edendir.
Aralarındaki konuşama biter.
Beraberce talih kuşunun konacağı toplama alanına gidilir.
Alanda tören ve işlemlerden sonra kuş bırakılır.
Talih kuşu yüze yakın kişi içinde gider öğrencinin başına konar. 
Hoca öğrencisiyle arasında geçen konuşmayı ve tehlikeyi bildiğinden olaya müdahale eder ve;
" Bu oğrencimdir benimle geldi alanda olma hakkına sahip değil, onu aramızdan çıkarın ve bir daha kuşu bırakın . Ve dediği yapılır.
Tekrar talih kuşu bırakılır ve kuş gider yine öğrenciyi bulur başına konar. meseleyi bilen hoca bir daha itiraz eder ve:
-Bu gün kuş görevini şaşırmış bu öğrenciyi kapalı bir yere koyun bir daha kuşu bırakın. 
Hocanın dediğini yaparlar ve talih kuşunu bırakırlar.
Talih kuş yine bir yolunu bulup öğrencinin başına konunca, hoca yapacak bir şey olmadığını anlar, olaya rıza gösterir ve olacaklardan haberdar olduğu için hemen nesi varsa alır ve o memleketi terk eder.
Padişah olan öğrenci protokol ve biat işlemleri bitip idarenin tüm yetkililerine hakim olduktan sonra verdiği ilk fermanla halka zulüm etmeye başlar. Zulüm giderek artar öyle bir duruma gelir ki Hak aramaya gelene de haklı ve haksız olana da zulüm edilir.
Öyle bir perişanlık ki millet ne yapacağını şaşırır.
Dayanılmaz bu hal üzerine ülkenin ileri gelenleri toplanır ve;
-Bu gelirken yanında hocası vardı gidip durumu ona söyleyelim bel ki faydası olur düşüncesi il gidip hocayı bulurlar, zor da olsa ikna ederler. Hoca ve ahali hep beraber Padişahın yanına gelirlerken padişah nöbetçilere emir vererek;
-Şu gelen hocayı hürmetle içeri alın gerisine meydan dayağı çekip evlerine gönderin. Nöbetçiler de öyle yaparlar. Hoca padişahın odasına girdiğinde ona gereken saygıyı gösterir hasbihal dan sonra padişah;
-Hocam söyle emrin ne? hoca;
-Evladım biraz adalet. paşa:
-Hocam meseleyi biliyorsun bunu benden isteme. hoca;
-Biraz nasihat et ahali ne yapsın ki merhamete gelesen. padişah:
-Onlara söyle kendilerini düzeltsinler, aralarında saygıyı, sevgiyi artırsınlar, hak hukuka riayet etsinler, iyiliklerde bulunsunlar, özellikle zenginler şımarıklığı bırakıp fakirin hakkına riayet etsinler o zaman bel ki? hoca
-Diyelim bunları yaptılar insafa gelecek misin? padişah kuru ve taşın üstüne koyduğu ağacı göstererek:
-Bu ağaç yeşerse o zaman. Hoca:
-El insaf bu ağaç hiç yeşerir mi? padişah:
-Hocam Allah'ın hikmetinde sual edilmez.
Hoca çaresiz ayrılıp durumu ahaliye anlatarak hemen o beldeden ayrılır. Ahali denilenler yapmaktan başka çareleri olmadığın anlıyorlar ve insafa gelip herkes kendi çapına göre hak ve adalete dikkat etmeye, zenginler cömert, fakirler kanaatkar olmaya ve de Allah'a çokça düa etmeye başlamışlar. 
Padişah bir gün bakar ki ağaç yeşermiş, hemen asker göndererek hocasını getirtir, padişahlık taht ve elbisesini çıkararak hocasına verir ve:
-Hocam benim görevim biti, şimdi de senin adaletin lazım artık padişah sensin bana musade gidip ilmimi tamamlayayım der.
Padişahlık makamına oturan hoca Hz. Ömer (ra) adaletine yakın bir anlayışla ülkeyi idare eder ve herkes hâlinden memnun olur.
"NASIL OLURSANIZ ÖYLE İDARE EDİLİRSİNİZ"
Değişimi kendimizden başlatmaliyiz.
Akraba, komşu, yetim, miskin, fakir, kimsesiz... Ve daha nicelerini ihmal etmeneliyiz.
Mazlumlarin kimliğine, cemaatine, siyasi görüşüne, ailesine, diline... Digil de mazlum oldukları için yardım etmeliyiz.
Kişilerin kusurlarını değil iyiliklerini araştıran olmalıyız

Carisma70
Kullanıcı
Kullanıcı
Mesajlar: 4435
Kayıt: 12 Şub 2016 11:34

Re: (Fantasia)

Mesaj gönderen Carisma70 » 25 Haz 2018 10:33

Fantasia yolculuğunda en önemli iki donanım belki de bir madalyonun iki yüzü gibi olan sabır ve hikmettir. Bu donanım yoksa sağ salim yolculuğu tamamlamanız, yolculuğunuzda karşınıza çıkan sorunları çözmeniz çok çok zordur. mesela nasıl ki uzun bir yolda kavurucu sıcakta en önemli donanım Klimadır. yol boyunca sizi sıcak sorunundan korur uzun yola dayanma gücü verir. aynen öyle de hoşunuza gitmeyen olaylar ve sonuçlar karşısında Hikmet/ sabır kliması sizin yola dayanmanızı sağlayacak, hareret yapıp yolda kalmanızı engelleyecektir.

Hikmet nedir kısaca sözlük anlamı
maddeler halinde hikmet kavramı



1.   Bilgelik.
2.   Sebep, gizli sebep 
Örnek: Ben artık korkmuyorum her şeyde bir hikmet var / Gecenin sonu seher, kışın sonunda bahar. Z. O. Saba

3.   Özlü söz, vecize 
Örnek: Biz bize benzeriz sözü ile millî hikmetlerimizin en doğrusunu söylemişiz. F. R. Atay

4.   Fizik.
5.   Felsefe.
6.   Allah'ın insanlarca anlaşılamayan amacı.
7.   Bk. bilgelik
8.   Bk. düşünbilim
9.   Bk. sağsöz
10. Bk. uzsöz
11. 1. hakimlik, feylesofluk. 2. sebeb, gizli, allah'ın hikmeti. 3. felsefe. 4. ahlaki söz, öğüt verici, kısa öz, öğretici söz.
12. Neden, gizli neden.
13. Özlü söz, vecize.
14. İnsanın, mevcudatın hakikatlerini bilip hayırlı işleri yapmak sıfatı. Hakimlik. Eşyanın ahvalinden, harici ve batini keyfiyetlerinden bahseden ilim. (Buna İlm-i Hikmet deniyor)

TEENNİ-İ HİKMET: Hikmetin yavaş yavaş ve akıllıca gibi, en faydalı şekilde zuhuru.(Nasılki bir ekmeğin vücudu; tarla, harman, değirmen, fırına terettüb eder. Öyle de, tertib-i eşyada bir teenni-i hikmet var. (yukarıda bahsettiğimiz Hikmet ve Sabır ilişkisi burada kendini gösteriyor)

Mevzuyu en güzel anlatan sanırım Hz. Hızır ve  Hz. Musa  kıssasıdır ;

HZ   MUSA İLE HIZIR AS KISSASI

"Musa (a.s.) Beni İsrail'e hutbe irad etmek üzere ayağa kalktı. Kendisine,
"-İnsanların en bilgini kimdir?" diye soruldu:
"-Benim" diye cevap verdi. 
Cenab-ı Hak, 
"Allahulalem (yani en iyi bilen Allah'tır)" demediği için Musa'yı azarladı. Ve: 
"İki denizin birleştiği yerde bulunan bir kulum senden daha alimdir" diye ona vahyetti.
Hz. Musa (a.s.):
-"Ey Rabbim ben onu nasıl bulabilirim? diye sordu. Kendisine:
-"Bir zenbile bir balık koy, onu sırtına al. Balığı nerede yitirirsen o zat oradadır" dendi.

Dendiği gibi yaparak yola çıktı. Kendisiyle beraber, hizmetçisi olan Yuşa İbnu Nûn da yola çıktı. Beraberce yürüyerek bir kayanın yanına geldiler. Hz. Musa ve hizmetçisi dinlenmek üzere orada yattılar. Balık kımıldayarak zenbilden çıkıp denize kaydı. Allah ondan suyun akıntısını tuttu. Öyle ki su kemer gibi oldu. Balık için bir kanal meydana gelmişti. Hz. Musa (a.s.) ve hizmetçisi bu manzaraya şaşırdılar. Günlerinin geri kalan kısmı ile o gece boyu da yürüdüler. Musa'nın arkadaşı ona, balığın gitmesini haber vermeyi unutmuştu.
Sabah olunca Hz. Musa (a.s.) hizmetcisine: 
"Hele sabah kahvaltımızı getir. Biz bu yolculukta yorulduk" dedi. Ama emrolunduğu yere gelinceye kadar yorulmamıştı. 
Hizmetçi:
-"Hani bir kayanın yanına gelmiş yatmıştık ya! Ben balığı orada unuttum. Onu hatırlatmayı, bana mutlaka şeytan unutturdu. Balık denize şaşılacak şekilde sıvışıp gitmişti" dedi.
Musa (a.s.): 
"Bizim aradığımız orasıydı" dedi ve hemen izlerinin üzerine geri döndüler.

İzlerini takiben yürüyerek kayaya kadar geldiler. Musa (a.s.) orada örtüsüne bürünmüş bir adam gördü ve ona selam verdi. Hızır (a.s.) ona:
-"Senin bu yerinde selâm ne gezer!"
-"Ben Musa'yım."
-"Benû İsrail'in Musa'sı mı?"
-"Evet."
-"Sen, Allah'ın sana öğrettiği bir ilmi bilmektesin ki ben onu bilmem. Ben de Allah'ın bana öğrettiği bir ilmi bilmekteyim ki, onu da sen bilemezsin."
-"Allah'ın sana öğrettiği hakkı bana öğretmen şartıyla sana uymamı kabul eder misin?"
-"Sen benimle beraber olmak sabrını gösteremezsin. Mahiyet ve hikmetini bilmediğin şeye nasıl sabredeceksin ki?"
-"İnşallah sen beni çok sabırlı bulacaksın. Hem ben senin hiç bir emrine karşı gelmeyeceğim."
-"Öyleyse gel. Ancak, madem bana tabi olacaksın, ben sana haber vermedikçe bana hiç bir şey sormayacaksın!" dedi. 
Hz. Musa (a.s.):
-"Tamam!" dedi.

Hz. Musa ve Hz. Hızır (a.s.) beraberce gittiler. Deniz kıyısında yürüyorlardı. Bir gemiye rastladılar. Kendilerin gemiye almalarını söylediler. Gemi sahipleri Hızır (a.s.)'ı tanıdılar. Ve ücret istemeksizin onları gemiye aldılar.
Hızır (a.s.), gidip, geminin tahtalarından birini deldi. 
Hz. Musa (a.s.) ona:
-"Bak, bunlar bizi bedava gemilerine aldılar, sen gidip gemilerini deldin, adamları boğacaksın. Hiç de yakışık almayan bir iş yaptın!" dedi.
Hızır:
-"Ben sana, "benimle bulunmaya sabredemezsin" demedim mi?" dedi.
Hz. Musa:
-"Unuttuğum şey sebebiyle beni sigaya çekme. Bu iş sebebiyle bana zorluk çıkarma!" ricasında bulundu.

Sonra bunlar gemiden indiler. Sahil boyu yürürken, çocuklarla oynayan bir yavrucak gördüler. Hızır (a.s.) yavrucağı yakaladığı gibi eliyle başını kopararak çocuğu öldürdü. Musa (a.s.):
-"Masum bir çocuğu kısas hakkın olmaksızın niye öldürdün. Bu çok yadırganacak bir iş!" dedi.
-"Ben sana demedim mi, sen benim beraberliğime sabredemezsin!" diye Hızır (a.s.), Musa'ya çıkıştı. Hz. Musa:
-"Ama bu birinciden de şiddetli idi" dedi ve ilave etti: "Bundan sonra sana bir şey sorarsam, beni arkadaş etme, nazarımda bu hususta haklı sayılacaksın" dedi.

Yola devam ettiler. Bir köye geldiler. Halktan yiyecek birşeyler istediler. Ama kimse onları ağırlamadı. Köyde yıkılmak üzere olan bir duvara rastladılar. Hızır (a.s.) eliyle şöyle göstererek: "Eğilmiş" diyordu. Onu doğrulttu. 
Hz. Musa (a.s.) ona:
-"Bir cemaat ki, kendilerine geliyoruz, bize ilgi gösterip, ağırlamıyorlar, yiyecek vermiyorlar. Sen onlara bedava iş yapıyorsun, dilesen ücret alabilirdin!" dedi.
Hızır (a.s.), Hz. Musa'ya:
-"Artık birbirimizden ayrılma zamanı geldi. Şimdi sana sabredemediğin şeylerin te'vilini haber vereceğim" dedi.

Resûlullah (s.a.s) bu ara ilave etti:
-"Allah Musa'ya rahmet buyursun. Keşke, Hz. Hızır'la beraberliğe sabretseydi de maceralarını bize nakletseydi, bunu ne kadar isterdim!"

Ravi devam ediyor: Resûlullah (s.a.s) buyurdular ki: "Birinci (soru)su Musa'nın bir unutması idi. Bir serçe gelerek geminin kenarına kondu. Sonra denizden gagasıyla su aldı. Hz. Hızır bunu göstererek Hz. Musa'ya, "Bak, dedi. Benim ve senin ilmin ve diğer mahlukatın ilmi, Allah'ın ilminden, şu kuşun denizden eksilttiği kadar eksiltir."

           Ne zaman canımı sıkan olaylar olsa bu hikayeyi ve özellikle de Geminin delinmesini hatırlarım. ve her zaman canımı sıkan o şeyin daha sonra beni daha büyük bir sıkıntıdan kurtarmış olduğunu gördüm ve haliyle hikmetini anladım. 

          Barış Manço'nun Ahmet beyin Ceketi eserinde bahsettiği:  "Sonunda herkes anladı ya Nasip Ya kısmeti..." sözünü de bir de bu hikmet kavramı açısından değerlendirmek lazım.


Carisma70
Kullanıcı
Kullanıcı
Mesajlar: 4435
Kayıt: 12 Şub 2016 11:34

Re: (Fantasia)

Mesaj gönderen Carisma70 » 26 Haz 2018 09:39

TEFEKKÜR (SORGULAMA)
Fantasia yolculuğunda  en önemli iki donanımdan biri gördüğüm eski adamların tefekkür günümüzde de sorgulama, ince düşünce diyebileciğim yolculuğunuzdaki aracın ECU su olan beyin faaliyeti  yolculuğu iyi-kötü ama  sağlıklı bitirebilmenin temelidir. Burada amaç; her şeyi normal görmeyip  tam tersine normal her gün gördüğümüz olağan şeyleri bile düşünmek sorgulamak  hayatı farkındalık penceresinden bakarak monoton ve sıkıcı   hayat yolculuğundan kurtulup heyecanlı  “fantastik” bir maceraya döndürmektir. İnanın tefekkürün sonucu fantastik ötesi olacaktır. (her ne kadar süreç içinde sizi üzse, canınızı sıksa hatta “cahillik mutluluktur” dedirtse bile ! )
İyi bir Mütefekkirin anahtarı “sorulardır” ! (tanıdık bir çilingir işinizi kolaylaştıracaktır :)  )
Tell me is the old man got mathematics?
Tell me old men Are the numbers real?
Tell me the old man is the result, right !

[/font][/color]

Carisma70
Kullanıcı
Kullanıcı
Mesajlar: 4435
Kayıt: 12 Şub 2016 11:34

Re: (Fantasia)

Mesaj gönderen Carisma70 » 28 Haz 2018 02:59

Carisma70 yazdı:(Fantasia başlığının girişini okuduysanız bu başlığa adını veren "Hiç Bitmeyecek Öykü" de kahramanın fantasia da yaşadıklarının; kendi ruh haletine ve niyetine göre şekillendiğini yani asıl meselenin -101 yaşında ölen kişinin yaptıklarının değil- kahramanın niyet samimiyet ve buna bağlı gayretler olduğunu görürsünüz)

Carisma70
Kullanıcı
Kullanıcı
Mesajlar: 4435
Kayıt: 12 Şub 2016 11:34

Re: (Fantasia)

Mesaj gönderen Carisma70 » 28 Haz 2018 03:11

Carisma70 yazdı:
Carisma70 yazdı:
ozcncmz yazdı: konu harbi fantasia hocam :) değişik tipler var.
Bi  de sen geldin tam oldu :)
Yalnız;
1- Burda pek baklayı ağızdan çıkarmayız 
2- ifade-i meram ima iledir. (fazla izah beyni tembelleştirir)
3-lafın tamamını söylemeyiz. (lafın tamamı kime söylenir malum)
4-  en önemlisi de soyut evrensel  prensipler ortaya konur herkes kendi anlayışı ile kendi şahsına yada güncel olaylara bu zaviyeden bakabilirr
5- hangi fikirden olduğun önemli değil, önemli olan kendi fikrin içinde samimi ve tutarlı olman , fikrin ve zikrin bir olması önemlidir.
6- Edep ve seviye çerçevesinde  meseleyi kişisel veya kurumsal husumete dönüştürmeden :
     a) sevdiğin birini de eleştirebilmek/yanlışını görebilmek
      b) sevmediğin birinin iyi özelliğini de takdir edebilmek/ görebilmek
       Yani insanları ve fikirleri katagorize etmeden önyargı ve önkabul olmadan iyiye iyi kötüye kötü demek.(bu nedenle mümkün olduğunca aynı fikri farklı kaynaklardan farklı ifadelerle söyleriz)
       Kısaca hayata ve insanlara  Barış Manço gibi  bakabilmek önemlidir.
hocam 6. madde b) maddesini okuyabilirsiniz :)
Teoride  oturduğumuz yerden herkes (ateist, dindar , sağ ,sol vs.) yukarıdakileri kabul ediyoruz ama uygularken -ben dahil- zorlanıyoruz. zaten İnsanı kamil olmak bilgi sahibi olmak değil bildiğini uygulamaktır. bu aşamaya gelmek de genelde +40 yaşından sonra "başlıyor". eskiler bu süreci en iyi şekilde tasavvuf yoluyla sağlamış ve bu yolculuğa da seyri sulük demişler. bazıları bu yolculukta belli bir mesafeye 4 yılda gelirken kimi 40 yılını harcamış.
Genelde başkasına kızmak ve öfkelenmek işin kolay yoludur. asıl mesele kendini eleştirmek ve geliştirmektir. Peygamber efendimiz (s.a.v.) bir savaştan dönünce "küçük cihad bitti asıl büyük cihad başladı o da nefsimizle cihad etmektir. demiştir. (mealen /hadisi bilmana olarak aktardım aslı için ilgili kaynaklara bakabilirsiniz) 
Bu yolda en bilinen insanı kamil Hz. Mevlanadır malum. Ancak ondan daha önce yaşamış ve Evliyaların şahı kabul edilen Abdulkadir Geylani hazretleri de Futuhül Gayb ve diğer eserlerinde kendine ve dolaylı olarak okuyucularına şiddetli ikazlarda bulunmuş ve kusuru başkalarına değil kendine atfetmiştir. Vesselam.....
(Fantasia başlığının girişini okuduysanız bu başlığa adını veren "Hiç Bitmeyecek Öykü" de kahramanın fantasia da yaşadıklarının; kendi ruh haletine ve niyetine göre şekillendiğini yani asıl meselenin -101 yaşında ölen kişinin yaptıklarının değil- kahramanın niyet samimiyet ve buna bağlı gayretler olduğunu görürsünüz)
Bir şarkıyı ararken bu videoyu buldum. daha evvel bahsedilen yazılara uygun olduğu için paylaşayım dedim. (tesadüfün iğne deliği oldu :)  )
zamanı olmayanlar  videonun 10. dk.dan sonrası ile yetinebilir

(Aradığım şarkının adını ve söyleyeni bilmiyorum, 95 yıllarında dinlemiştim. bilen, bulan paylaşırsa sevinirim. giriş sözleri; Allah doyursun dostum Ne doymaz gözler varmış Biz nelerini gördük Bu dünya kime kalmış.....

Carisma70
Kullanıcı
Kullanıcı
Mesajlar: 4435
Kayıt: 12 Şub 2016 11:34

Re: (Fantasia)

Mesaj gönderen Carisma70 » 02 Tem 2018 22:54

Toplum olarak değişmedikçe daha çok toplum muhendisliğine Kurbanlar vereceğiz.
Değişim: etki- tepki  kısırdöngüsünden kurtulmak. Yani tarafgirlik at gözlüğünü bırakmak. eski adamlar derlerki tartışmada haklı olmak eğer tartışmayı uzatacak ve topluma zarar verecekse tartışmayı uzatan haklı oolsa bile haksızdır. bazan hasen ahsenden evladır.
"Barış garibim bulamadı çözümü oturdu etti bunca sözü gelin hep beraber anlaşalım diyen yok!!!!"

muratka
Kullanıcı
Kullanıcı
Mesajlar: 307
Kayıt: 13 Şub 2016 17:21

Re: (Fantasia)

Mesaj gönderen muratka » 05 Tem 2018 17:10

Arabalar artık uçsun. Benim de böyle bir fantazim var. Park için bile bir yere inmeye gerek kalmasın. Arabalar binaların yanlarındaki çengellere ve mıknatıslı bölgelere bırakılsın...

İnsanlar da uçsun ulan. Ne olacak!

Carisma70
Kullanıcı
Kullanıcı
Mesajlar: 4435
Kayıt: 12 Şub 2016 11:34

Re: (Fantasia)

Mesaj gönderen Carisma70 » 06 Tem 2018 11:43

muratka yazdı: Arabalar artık uçsun. Benim de böyle bir fantazim var. Park için bile bir yere inmeye gerek kalmasın. Arabalar binaların yanlarındaki çengellere ve mıknatıslı bölgelere bırakılsın...

İnsanlar da uçsun ulan. Ne olacak!
Acaba ışınlanma fantazisinden mi bahsedeyim dedim ama JDM ruhuna aykırı  geldi: pahalı yakıtlardan, yağ tavsiyelerinden bahsetmeyeceksek  sanayiye gitmeyeceksek hayatın ne tadı olur ki ! ;D
(bu sayfaya başkaları da yazabiliyomuş demek :)  )

Carisma70
Kullanıcı
Kullanıcı
Mesajlar: 4435
Kayıt: 12 Şub 2016 11:34

Re: (Fantasia)

Mesaj gönderen Carisma70 » 13 Eyl 2018 10:03


Carisma70
Kullanıcı
Kullanıcı
Mesajlar: 4435
Kayıt: 12 Şub 2016 11:34

Re: (Fantasia)

Mesaj gönderen Carisma70 » 14 Eyl 2018 11:17

Fantastik bir soru:....iyi de bu ruhu nasıl dolduracağız?

https://www.youtube.com/watch?v=Zq46dVU1FeM

Cevapla

“Geyik Mavra Kıraathane” sayfasına dön